Soru Sormak İster Misin?

Hangİ Gelecek ?

Ahmet Turan

Administrator
Yönetici
Administrator
Mesajlar
16,052
Beğeniler
2
Puanları
38
Konbuyu başlatan #1
[I]Gençlik deriz umut deriz hayat deriz kimi zaman onlar için geleceğimizin ışığı deriz ama nereye gittiğine nereye vardığına bir türlü bir kanaat getiremeyiz çoğu zaman ve çoğu zaman onlar için belki inşaa ettiğimiz hiçbir şeyimiz yoktur.Yine de utanıp sıkılmadan umut deriz Allah bizi affetsin.. Evet Allahu taala ayeti kerimede aile hakkında şöyle buyuruyor estauzubillah :"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır." İşte Allahu taala yine bu ayeti kerimede çocuk yetiştirme ve büyütme konusunda insanlara emrederek yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyunuz diye bizlere emir vermektedir. Şimdi ben anne ve babalara soruyorum cehennem ateşinden çocuklarınızı kurtarmak için ne çabalarda bulunuyorsunuz. Bakıyoruz günümüze gençlik dediğimiz ve yarının umudu dediğimiz çocuklar büyük ve acı bir bataklık içinde yüzmektedir ve aileler anne babalar yaptıkları ile gurur duymaktadırlar henüz ergenlki çağına gelmiş çocukları pisliğin kucağına atop gençliğini yaşasın gibi tabirler ile kendilerini avutup çocukları ateşe atmaktadılrar peki ben soruyorum yine nerde kaldı her fırsatta mangalda kül bırakmadan elhamdulillah müslümanız diyen annelere vede babalara NERDE KALDI MÜSLÜMANLIK ? Sırf genç olduğu için ateşe atmakmı yoksa o çocuklar sırf islami bir bilince sahip olmadıkları için cehenneme hazırlık yapmakmı? Evet anne babalar Allahu taala ayeti kerimede kendinizi ve ailenizi ateşten koruyunuz diyor. yoksa sırf bir yiyeceği ise affınıza sığınarak söylüyorum hayvanlarda yavrularını aç bırakmazlar onlarda yavrularını korurlar. Bir penguene baktığımız zaman dişi bir penguen yumurtasını erkek penguenin ayaklarının üzerine bırakırlar ve erkek penguen bu şekilde tam 6 ay boyunca yerinden teprenmez bunun yanında birde en son aldığı yiyeceği yemez taa ki yavrusu dünyaya geldiği zaman yavrusuna yedirmek için bir taraftan kediler tek seferde en az 8 tane yavru dünyaya getirirler ve bunlara karşı olan görevlerini hakkıyla yerine getirirler ve karınlarını doyururlar ve bunun gibi bir çok örnek verebiliriz ama bilinçsiz müslümanlara sesleniyorum çocuk bakmak sadece yemek yedirip giydirmek değil onu dünya tehlkikelerinden kurtarmak değildir. Bunun yanında bir de ebedi olan cehennem ateşi vardır mutlaka o ateş ne dünyadaki ateşe benzer nede yemek yedirip içirmeye benzer bu ayet konusunda Seyyid kutup şöyle diyor:
Mü'minin hem kendisine hem de ailesine karşı olan sorumluluğu ağır ve korkunç bir sorumluluktur. ileride korkunç bir ateş.... O ve ailesi bu ateşle karşı karşıya dırlar... Kendisini bekleyen bu ateşten hem kendini hem de ailesini uzak tutmak zorundadır. Evet ateştir bu. Alev alev yanan dehşet verici bir ateş... "Yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateş." Bu ateşte insanlar taşlar gibi onlarla birlikte yanarlar. Tıpkı taşlar gibi önemsiz, taşlar gibi değersiz ve taşlar gibi itina gösterilmeden tutulup atılırlar. Bu ne korkunç bir ateştir ki, taşları cayır cayır yakıyor! Şiddeti harekete, aşağılamaya, horlamaya varan bu azap ne dehşetlidir! Üstelik bu ateşin çevresinde olan her şey ve ateşin bulunduğu ortam da ürkütücüdür, dehşet vericidir: "Başında iri gövdeli, haşin melekler vardır." Tabiatları sorumlusu bulundukları azaba uygundur.... "Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmezler ve emredileni yaparlar." Yüce Allah'ın kendilerine emrettiği şeyi yapmaları onların tabiatlarının gereğidir. Yine tabiatları gereği kendilerine emredilen şeyi yapmâ gücüne de sahiptirler. işte onlar bu haşmetleri ile, bu haşinlikleri ile şu korkunç, şu dehşet verici ateş üzerinde görevlendirilmişler. Bir mümin kendini ve ailesini bu ateşten korumalıdır. Henüz fırsat varken, iş işten geçmeden mazeret bildirmenin işe yaramadığı gün gelmeden ailesini bu ateşten uzaklaştırmalıdır. İşte kafirler o korkunç ateşin kıyısında durmuş mazeret uyduruyorlar. Ama mazeretleri hiç bir anlam ifade etmediği gibi iç karartıcı manzara ile baş başa kalıyorlar: İşte arkadaşlar seyyid kutubunda son kelimelerinde vurguladığı üzere o gün hasp verme günüdür o gün mazeret verme günü değildir şüphesiz ki bildiğimiz üzere son nefeste edilen tövbeler makbul değildir ne olursunuz eyy uyuyan anne babalar kendinizi ve çocuklarınızı cehennemin korkunç ateşinden koruyun ve o gün gelmeden silkinin...

Bakıyoruz günümüze çocuklara Allah bilinci yerine Kur-an bilinci yerine öyle başı boş şeyler öğretiliyorki içler acısı bir durum çocuk henüz konuşmaya başlamışken çocuk AGU der yani toplumda AGU cuk denilen tabir çocuk bu kelimeyi kullandığı zaman anne baba boş bir tartışmaya girerek anna (anne dedi) der baba ( baba) dedi der. ve ikisi bir taraftan anne yada baba söylemesi için çocuğa yüklenirler ve çocuk bilinçsizce büyümeye başlar oysaki çocuğun kullandığı AGU kelimesi İbranicede Allah anlamındadır oysaki çocuklara Allah demesini öğretelim bu bizim için daha hayırlı olacaktır inşaallah...

Evet aslında bir noktadan sonra çocuğada bir çok şey düşmektedir çocuk belli bir yaşa geldiği zaman artık aklının erebildiği çağa geldiği zaman bazı şeyleri kendisi çözebilme yeteneğine erişebiliyor. Buna en güzel örnek olarak hz. İbrahim ( a.s) yi örnek verebiliriz Hz. İbrahim henüz çocuk yaşta iken bir gün mağaradan dışarısını izliyordu ve bir an gözü Güneşe takıldı ve "Benim Rabbim olsa olsa budur." dedi. Akşam oldu Güneş kayboldu ve yıldızları gördü hayır dedi "Benim Rabbim olsa olsa bu yıldızlardır" dedi onlarda kaybolunca Ay yüzünü gösterdi Hz. İbrahim yine bu sefer "Benim Rabbim olsa olsa bu Ay dır" dedi tabi geceler gündüz gündüzler gece olunca herbiri yer değiştirmeye başladı ve bunun üzerine Hz. İbrahim "Benim Rabbim ne Ay ne Güneş ve nede yıldızlardır benim Rabbim olsa olsa bunların hepsini yaratandır." Evet o bir peygamberdi belki o Allahın elçisi idi ama bizlerde onun gibi olamasak ta en aznından onun çeyreği kadar olabiliriz ve neyin hak neyin batıl olduğunu anlayabiliriz ve Rabbimize nasıl ibadet edeceğimizin farkına varabiliriz evet ahirette anne babaya mutlak hesap sorulacaktır ama Allahu taala yine bir ayeti kerimesinde nerde hangi şartlarda anne babaya itaat edilmeyecğini şöyle vurguluyor Estauzubillah: "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim." İşte Allahu taala bu ayeti kerimede yine anne babaya dünya hayatı dışında eğer ki anne baba bilmedikleri bir konuda seni islamdan soğutuyor ise mutlak ona itaat yoktur ama bu değildirki anne babaya karşı dünya hayatında asil olmak gerekir Mutlak bir şey vardır ki anne babanın bizler üzerinde hakları vardır ve onlar yaşlandığı zaman onlara bakacak kimse bulunmadığı zaman onlara bakmak bizim üzerimize farzdır ve Allahu taala aeyti kerimede bu konu hakkında şöyle buyuruyor "Onlardan biri yaşlandığı zaman sakın olaki onlara karşı off bile demeyiniz" İşte benim de burda vurgulamak istediğim sadece ahiret konusunda anneye babaya itaat edilmez bunun dışında kalan tüm konularda anneya babaya itaat etmek farzdır ki bir hadis-i şerifte Kale Resulullah: Eğer bir baba meyhanede ise babayı oradan çıkarmak sizin üzerinize farzdır ama eğer ki baba meyhaneye götürmenizi isterse onu götürmemekle sorumlusunuz" İşte arkadaşlar çocuklara düşen görvede bunlardan ibaret.

Allah hepimizi gerçek manada iman etmiş kişilerden eylesin (amin
[/I]
 
Sponsorlu Bağlantılar

Sponsor Bağlantılar

Benzer konular